HER ANIN TADINI ÇIKARIN

Bebeğimizle çoğu zaman ihtiyaçları durumunda zaman harcarız.Peki ya onlarla güzel zaman geçirmek.Bunu çok nadir yapıyoruzdur.Çünkü zamanımızın çoğunu yaşam telaşıyla geçiriyoruz.
Bugün bu yazımı yazmadan önce bir film izledim.Etkilenmiş olduğumu itiraf edebilirim.Bu sebeple bebeğimizle ne kadar çok zaman geçirebildiğimizi düşündüm.Evet evimizdeyiz ve aslında daha çok vakit geçiriyoruz.Ama bu yeterlimi bilmiyorum.
Mesela kızımın daha çok güldüğünü görmek , onunla sohbet etmek , uyurken onu izlemek öyle güzel ki.Aslında beni sinirlendirdiği zaman da ona kızamamak bile çok güzel.Bazen bu gibi durumlarda unuttuğumuz bir şey var.Her anın tadını çıkarmak.Uzun uzun onu seyretmek , ona sıkı sıkı sarılmak muhteşem bir şey.
Uyuduğunda hemen bir iş telaşı sarıyor biz anneleri.Bunun yerine şöyle o uyanana kadar onu izlesem.Yemek yerken hadi bitirse de toplasam yerine minik parmakları kaşığını nasıl tutuyor diye izlesem.Sonra oyun oynaması için bütün dolaplarımı ve içerisindekileri feda etsem. 🙂
Zaman kıymetli ama bizim bebeğimizle geçireceğimiz zaman daha kıymetli.

KIZIMI DİNLEMEME GİBİ BİR ŞANSIM OLMADIĞINI BİLİYORUM


Anneler olarak hep bir koşturmaca halindeyiz.Özellikle bebeğimiz büyümeye başladığında kendimiz için vakit ayıramadığımız zamanlar oluyor.Tabi ki bu bebeğimize daha çok ilgi göstermemize engel değildir.
Benim küçük kızım da kendisini hiç unutturmuyor.Uykudan uyandığında , oyun oynamak istediğin de , karnı acıktığında , ilgi beklediğin de vs…Onun minik minik seslerini duyamadığım bir an bile olamıyor.Çünkü onu duymadığım zaman o minik , o güzel ses tonu çok çabuk değişiyor.Bir an da  ‘ anneeeeee ‘ diye irkildiğim olmuyor değil.Uykusuz ve ya yorgun olduğum zamanlar da biraz ayrı kalıyoruz sonrasında tekrar kızımla geçmeli saatler.Kızımın uyuduğu zamanlarda yazı  yazabiliyorum.
Çocuklarımızı dinlememiz gerektiği konusunda bir makale okumuştum.Makale de ‘Eğer çocuğunuzu dinlemezseniz onun sizi dinleme ihtimalini oldukça düşürürsünüz’ deniliyordu.Ne kadar doğru bir cümle.Biz çocuğumuzu dinleyip onu anlamaya çalışmadığımızda onun  bizi dinlemesini bekleyemeyiz.

OYUN OYNAMAYI SEVİYORUZ


Bebekler için oyun oynamanın ne kadar önemli olduğunu bilmeyenimiz yoktur.Oyun hem zeka geliştirir , hem de çocukların çabuk öğrenmesine yardımcı olur.Bizde kızımla bol bol oyunlar oyunlar oynuyoruz.Her ne kadar kızım her şeyi oyuncak yapıyor olsa da biz onun kendisini geliştirebileceği oyuncaklar tercih etmeye çalışıyoruz.
Oyuncaklar bir çocuk için her alanda eğiticidir.Araştırdığım kadarıyla da özellikle psikolojik açıdan da büyük önem arz ediyor.Çünkü çocuklar gerçekten öğrenmek için çok istekliler. Biz anneler olarak bu konuda çocuklarımızla sürekli oyunlar oynamalıyız.
Benim kızım bir oyuncağı önce tanımaya çalışıyor. Eline aldığı bir şeyi öncelikle inceliyor daha sonrasında oynamak isteyip istemediğine karar veriyor. Bu durum benim çok hoşuma gidiyor. Çünkü direk reddetmesi beni üzerdi.Çabuk pes etmek istediğini , oynamamak için direteceğini düşünebilirdim.Onun için bizde  çıngıraklar ve renkli toplarla başladık.Aslında her şeyi seveceğini düşünüyorum.Çünkü her şeyi sevmesi için ayrı bir çaba sarfediyoruz.Onunla vakit geçirmek oyunlar oynamak gibi.
Daha sonrasında da müzikli oyuncaklarla devam ettik.Kızımın sesi çıkan oyuncaklara karşı ayrı bir merakı var.Bununla birlikte ses duyduğunda ki tepkileri de çok güzel. Sesin çıkması için ne yapması gerektiğini biliyor.Bir müzik çaldığında ellerini kaldırıp oynama isteği de beraberinde geliyor.

ANNELER YORULMAZ ÇÜNKÜ YORULMAK GİBİ BİR ŞANSLARI OLMAZ



1 yaşını doldurmamış bir bebeğin dahi ne kadar yaramaz ne kadar hızlı ne kadar durdurulamaz olduğunu tahmin edersiniz. Benim küçük kızım da bu çocuklarımız arasında ve gerçekten hızına yetişemiyorum.
  Bitmek bilmeyen enerjileri  var ve tahmin edersiniz ki hızlarına yetişilmiyor. 2 dakika önce ki yerlerinde belki kalıyorlardır belki de çoktan evin bir başka köşesinde olduğunuz hissettiriyorlar.Dolap kapaklarından duyulan sesler  ‘ Aman bir şey mi oldu ? ‘dedirtiyor.Onlara ne kadar kızsak da aslında telaşımız çocuklarımızın zarar görmeden büyümesini istediğimizdendir.Annelik iç güdüsü uzaklaştığı an nerede olduğunu tahmin edebiliriz.Ama bu endişelenmemize engel değil tabi ki.Kızımın peşinden koşarken onun daha hızlı olduğunu itiraf edebilirim.
İlk doğduğunda uykusuz geceler ne zaman geçecek deriz biraz büyüdüklerinde de sürekli peşlerinde dolaşır hale geliriz.Sonra o kadar yorgunluğu unutturmaya tek bir tebessüm etmeleri yeter. Çünkü anne olmaya kadar verdiğimizde biz aslında kendi annelerimizden bütün bunları duymuş ve kabullenmiş oluruz. Ah hele bir de biraz tatlılık yapıyorlarsa eyvah eyvah ipleri çoktan onların eline teslim etmiş oluyoruz.Bize istediklerini yaptırabilirler. Biz anneler bu sırada yorgun muyuz hayır tabi ki de annelik aslında çok yorgun olduğumuzda kendi yorgunluğumuzu  unuttuğumuz gerçeğidir.İyi ki varsınız çocuklarımız o küçük adımlarınız tatlı gülüşleriniz hiç eksik olmasın.

HAYAT EVE SIĞAR

Hayat eve sığar.Ne çok duyar olduk değil mi bu kelimeyi. Üstesinden gelmemiz gereken bir hastalık var ve biz buna tepkisiz kalamazdık. Elbette ki çok fazla duyacağız. Çünkü belirli bir kesim hala anlamamakta ısrarcı.
 Sağlık her şeydir. Sağlığımız varsa bir şeyler yapabiliriz. Diğer türlü düşünmek bile istemeyiz.Bu sebeple evimizde kalmaya devam etmeliyiz. Ben bu zamanlarımı yazarak geçiriyorum. Herkes kendisi için bir plan yapıp o doğrultu da ilerleyebilir.Nacizane fikrim kitap okumak , film izlemek , varsa çocuklarıyla vakit geçirmek vs.. Tabi diyorsunuzdur  ‘ Bu kadar la zaman doldurulabilir mi nereye kadar ? ’ Fakat yapabileceğiniz bir sürü aktiviteyi kendiniz de bulabilirsiniz. Bir çocuğunuz var ise kesinlikle yapabileceğiniz çok şeyiniz  vardır. Bu konuda bir yakınımı gerçekten imrenerek takip ediyorum 2 erkek çocuğu var ve her güne bir aktivite düzenliyorlar.Siz de kendiniz ve çocuğunuz için bir çok şey bulabilirsiniz. Çünkü hayat eve sığar.
Bu konuya tekrar değinmek istememin sebebi halen durumun ciddiyetinin farkında olmayan bir kesim görmek. Herkesi tehlikeye atan bu insanlar güneşi gördüklerinde kendilerini dışarıya atıyor. Evet bizim insanımız güneşi görünce kendini evde tutmak istemiyor.Fakat ne kadar yanlış yaptıklarının farkında değiller ya da farkında olmak istemiyorlar.
LÜTFEN DIŞARI ÇIKMAYALIM.BİRAZ DAHA SABREDELİM