BABA-KIZ AŞKI DİYE BİR GERÇEK VAR

Kız çocuklarının babalarına olan bağlılığını çok duyarız.Anneler olarak bunun en çok farkında olan da bizlerizdir.Babalarına olan hayranlıklarını görmemek mümkün değil.
Bir kız çocuğu için ‘baba’ birçok anlam ifade eder.Benim küçük kızım sevgisini bir çok kez gösterebiliyor.Ama inşallah daha çok anlatacak anımız olacak.
İlk olarak değinmek istediğim kızımın baba sevgisi.Benim küçük bal arım babasına öyle güzel bakıyor ki eşim konuşurken ona doğru çevirdiği gözleri hayranlıkla doluyor.Babası konuşsun kızım öyle dinlesin.Bir an da masumlaşan halleri var.Ah bir de ben biraz olmaz , yapma diyorsam gideceği yer çok belli.Babasının yanı elbette.Çok şükür ki eşim bu konuyu kızımızı şımartmadan hallediyor.Seçenek olarak değil de sevgisine sığınacak liman olarak görüyor babasını.
Sabah uyanır uyanmaz gözleri babasını arıyor.Kahvaltı sofrasında göremediyse anlıyor ki uyanmak için geç kalmış.
ÖZLÜYOR …
Gün içinde babasını özler tavırlarını görüyorum.Oyuna daldığında bunu çok da belli etmiyor.Fakat telefon çaldığında babasının sesini duyuyorsa kendine hakim olamıyor.Oyunu bırakıp telefona doğru koşan bir kızım var.Tabi ki ne yapacağını şaşırıp kaldığı halleri de yok değil.
Akşam olup işten geleceği zaman gözler yine kapıya doğru yöneliyor.Oysa ki daha çok küçük benim bal arım.Ama nasıl anlıyor günün bitip babasının eve geleceğini.Özlüyor.Özleyince ne de güzel belli ediyor.
AKŞAM YEMEĞİ KEYFİ …
Masada yemek yerken kızımın yemeğini kimin yedireceği çok belli.Elbette bunun cevabı da babası. 🙂
Gözlerini babasının üzerinden hiç ayırmayıp öylece bekliyor.Ne zaman ki bir lokma ona yaklaşıyor eller ayaklar hiç durmuyor.Yemek yemenin en güzel hali babasının ellerinden olması.Ben bir şey uzattığım da aslında kalben babasının yedirmesini daha çok isteyen bir kızım var.Onların bu hali beni inanılmaz mutlu ediyor.Hatta yemeğimi rahat rahat yediğimi itiraf edebilirim.Elbette ki bazen kıskanmıyor değilim.Bu konuya da başka bir yazım da mutlaka değineceğim. 🙂
EN İYİ OYUN ARKADAŞI …
Kızımın en iyi oyun arkadaşı babası diyebilirim.Ne kadar keyif aldığını kahkahalarından çok rahat anlayabiliyorum.Elindeki oyuncağını yanına götürüp ne istediğini hangi oyunu oynayacaklarını anlatma çabası takdire şayan.En uygun alanı bulduktan sonra barbie li topunu alıp oyuna başlamak istiyor.Hiç yorulmadan topun gittiği her yere atlıyor.Nasıl bir enerjisi var ki bu bebeklerimizin hiç tükenmiyor.Maşallah diyeyim.
Çıkan seslerden komşularımız rahatsız olmuyordur umarım. 🙂
BABAM DAYANAMAZ DİYE DÜŞÜNÜYOR …
Bir baba her çocuğuna değer verir.Vermelidir.Ama kızlarına karşı koyamadıkları bir yanları olduğunu düşünüyorum.Mesela ‘baba’ dediğinde kızının her dediğini yapmaya hazır bir eş görüyorum karşımda.
Her bir kelimesi önemli ama bize seslenmesini hayranlıkla izliyoruz.Bize seslenmesiyle her istediğini yapmamızı bekliyor.Ama bu mümkün olamaz.Babasının da aynı fikirde olması
benim içimi rahatlatıyor.
Kızımın kollarını açıp baba demesi bir anne olarak benimde onlara olan hayranlığımı gün ve gün arttırıyor.
Dayanamadığımız hallerimiz sevgimizden olsun.
NE GÜZEL BABA DİYOR BENİM KÜÇÜK KIZIM …
Her ne kadar ilk kelimesi ‘anne’ demek olsa da kızım ‘baba’ desin diye de beklemedik değil elbette.Her sohbette ‘ baba de kızım ‘ deyip duruyorduk. 🙂
Neyse ki bu süreç uzun sürmedi.Sevgisi dilinden ‘baba’ diyerek dökülüverdi.Anlamı ne kadar çok değerli.Ne kadar çok şeyi ifade ediyor.Mesela bence olmasını istediklerini mümkün kılandır , kuvvettir , dağ gibidir.Korkmamaktır.Bazen her şeyi paylaşmak zor olur ama aslında çoğu derde devadır baba.
Kızımın ‘baba’ deyişi eşimi her seferinde mest ediyor. Tıpkı bir bakışı bir gülüşü gibi…
Çünkü baba-kız aşkı diye bir şey var. 🙂
İyi ki var…

ETRAFINDAKİ HER ŞEYİN FARKINDA

Çocuklar etrafında gelişen bir olaya çok net tepkiler verebiliyor.Benim kızım da büyüdükçe buna çok fazla şahit oluyoruz.Mesela oyuncağını düşürdüğünde belirli bir süre geçse de evin içerisinde nerede olabileceğini iyi biliyor.Onu gidip almak için büyük bir çabası var.Biz televizyon izlerken sesin kısılıp çoğaldığını anlıyor.Oysa ki kendi kendine oyun oynuyor sanıyoruz.Kapı çaldığında ilk o koşuyor açmak için.
Kendisinden biraz büyük bir çocuk gördüğünde ona doğru ilerliyor.Onunla oyun oynayabileceğini çok iyi biliyor.Her ne kadar bizim onunla oyun oynamamız hoşuna gitse de yaşıtlarına yakın çocuklarla oyun oynamaktan daha çok keyif alıyor.
Sesleri çok net ayırt edebiliyor.Bir sesin nereden geldiğini duyabildiği gibi anlama kabiliyeti de bir o kadar artıyor.
Bazı zamanlar ondan bir şey istediğimiz de duymamış gibi yapsa da aslında tam olarak duyup anlıyor.Çok akıllılar.Hatta bu aklını yaramazlığa daha çok yorduğunu söyleyebilirim.İlklerde bu beni korkutuyor olsa da şuan yaramazlıklarına onun anladığı gibi cevaplar vermeye başladım. Mesela evimde bütün tedbirlerimi aldım. 🙂
Dolap kapakları kilitlendi.Oda bunu bildiği için tekrar tekrar zorlama ihtiyacı duymuyor.Televizyon kumandasını almaması için uzakta bir yere koymuşsak onu alamayacağını biliyor ve ısrarcı olmuyor.Telefonla oynamaması için yanında telefonumuzu çıkarmıyoruz.Hatta başkalarını da özellikle uyarıyoruz.
Ağlayan bir bebek gördüğünde anında sakinleşip bekliyor.Hatta bazen kendisi de ağlar numarası yapıyor.Bebekler ağladıkların da istekleri gerçekleşir sanıyorlar.Benim kızım da bu şekilde devam etmesin diye onu bir şekilde oyuna yöneltiyoruz.
Onu yapmaması gereken bir şey karşısında uyardığımızda durup öylece kalıyor.Çünkü anlıyor ama yine de başka bir şekilde nasıl yapacağını düşünmeden edemiyor.Biz daha çok onu korkutmadan anlatmak için çaba gösteriyoruz.O kadar akıllılar ki zaten çok çabuk anlıyorlar.
Bir kapının açılmasını özenle takip ediyor.Çünkü benim kızım tam bir ev kuşu ve nerede ne yaramazlık yapacağını çok iyi biliyor.Bazen onun hızına yetişemiyorum.Nasıl gitti ne ara gitti ?Onların anlayıp harekete geçme hızı gerçekten akıl alır gibi değil.
Değinmek istediğim bir diğer konuda evimizde ki elektronik aletlerden çıkan sesleri kavramaları ve o yöne doğru ilerlemeleri.Rondo çalıştırdığımda sesi takip edip mutfağa gelmesi beni şaşırtıyor.Mesela saç kurutma makinesinin sesi çok hoşuna gidiyor.Nereden geldiğini anlıyor , gidiyor ve oturup dinlemeye başlıyor.En sevdiği durumlardan biri haline geldi.Sonrasında temizlik zamanlarında elektrikli süpürge sesi yine çok sevdiği ve kaçmadan korkmadan kablosunu takip edip çok rahatlıkla bulabildiğini söyleyebilirim.Bazı bebeklerin elektrikli süpürge sesinden ne kadar çok korktuğunu duymuştum.Ama benim kızım hiç korkmuyor.Maşallah diyeyim. 🙂
Ben ve ya babasının biraz uzağındayken yanından ayrılmasını çabuk fark eder oldu.İlklerde bunu anlamazken işimiz daha kolaydı.Şuan hiç öyle değil.Mesela sabahları babasını işe göndermeyi hiç istemiyor.Çünkü çok çabuk anlıyor uzaklaştığını.Elbette hiç hoşuna gitmiyor.Sürekli yanında kalamayacağımızı biliyor ama bunu kabul etmek istemiyor.Evde tek olduğumuzda ben bu durumu çok daha fazla yaşıyor oldum.Odadan ayrılıp diğer odaya geçtiğimde anında peşime düşüp beni takip ediyor.Bunu çok hızlı bir şekilde yapıyor.
Bir diğer güzel alışkanlığımız da evimize birisi geldiğinde farklı bir ses tonunu hemen algılayıp yanına gitmesi diyebilirim.O kadar mutlu oluyor ki kendisini tutamıyor.Benim küçük kızım kalabalığı seviyor ve etrafımızda birilerini olması onu keyiflendiriyor.Çünkü çok yalnızlık çektik.Evimizden mecbur kalmadıkça hiç çıkmadık.Tek kalmaya alışıp zorluk çekmemesi için sık sık konuşmalar yaptık.Ama artık bitiyor ve şimdi bu güzel zamanların tadını çıkarıyor.Birlikte vaki geçirmenin ne kadar güzel olduğunu daha ufacıkken öğreniyorlar.Çok şanslılar.Ama bizde çok şanslıyız.Çünkü kızım birlikte vakit geçirmeyi çok seviyor. 🙂 🙂

KIZIM HANGİMİZE DAHA ÇOK BENZİYOR

Her çocuğun kendine has davranış halleri vardır.Yemek yerken , gülerken , konuşurken , yürürken,uyurken vs…
Benim küçük kızımın da hem bana hem babasına benzer huyları çok fazla.
KIZIM YEMEK YERKEN
Aynı babası diyebileceğim bir durum bu.Kızım çok çabuk karnı doysun istiyor.Ağzında ki lokması bittiğinde hemen ardından yenisi gelsin istiyor.Ayrıca yemek yediren kim olursa olsun önceliği kızım olmalı.Her ne kadar bizi güldürdüğü olsa da bu iyi mi kötü mü bilemiyorum.
Sofra da ki arayışı beni şaşırtıyor.Mesela tek çeşit bir şey olmasını istemiyor. Her şeyin tadına bakma gibi bir çabası var.Tadına baktığı hoşuna gitmezse tekrardan asla yediremiyoruz.
Bebeğim için her gün mutlaka bir çorba yapıyorum.Özellikle ekşi tarhananın faydaları anlatmakla bitmez.Her gün taze çorba yapmama rağmen kızım asla ikinciye onu yemek istemiyor.Günde bir defa yapıp yedirmem gerekiyor küçük hanım için. 🙂
Mutfak kızımın en sevdiği alan.Kapıdan ‘mamma’ diyerek içeri girmeye bile başladı.Ama mutfağı ona sevdiren sofraya birlikte oturmamız diyebilirim.Kızım da babası gibi sofranın birlikte güzel bir yer olduğuna inanıyor.Tek başına yemek yediremediğim çok oluyor.Evde benim de yemek yediğimi gördüğünde keyifle yemek yiyor.
Yemeklerde seçici değil benim pamuk kızım.Her yemeği yiyor diyebilirim.Henüz kırmızı mercimek ile pek anlaşamadı ama olsun. 🙂 Bir çeşit sayılmaz diye düşünüyorum.Bu konuda da aynı annesi.Mümkün olduğunca her yemeğin tadına bakmasını sağlıyoruz.Bu bir anne için çok kurtarıcı.Lütfen siz de 6. aydan itibaren bu konulara dikkat edin.Bir bebeğin her şeye ihtiyacı var.
Bebeğim her şeyi eline alıp tüketmeyi seviyor.Bu kendisine has bir durum olarak düşünüyorum. 🙂
ÇOK İNATÇI
Her dediği olmasın diye çok çaba gösteriyoruz.Ama bizim bu çabamıza rağmen kızım çok inatçı.Bu denli inatçı olmasını eşim bana benzetir.Ama ben aynı fikirde değilim.İkimiz de çok inatçıyız.
Benim küçük kızım istediği olsun diye çok çaba gösteriyor.Sonunda pes eden biz de olabiliyoruz.Mesela istemediği yere asla oturtamazsınız.İstemediği oyuncağı asla almaz eline.İstemediği yemeği yediremezsiniz.
RAHATINA ÇOK DÜŞKÜN
Tamamen babası diyebileceğim bir konudayız.Benim bebeğim gerçekten rahatına çok önem verir.Uzanıp televizyon izlediği zamanlar ayrı bir moddayız.
Ayrıca yemek yedikten sonra mutlaka biraz keyif yapması da rahatlığından diye düşünüyorum.Her yer oyun alanı olabilir ama onun mutlu olduğu yer olmalı.Vücudunun rahatsız olduğu yerde kalma olasılığı hiç ama hiç yok.Öncelikle kendisinin hareket kısıtlaması olmayan bir alan olmalı.
KIZIM UYURKEN
Kızım uyumadan önce ve uyurken aynı annesi.Eğer gerçekten uykusu gelmişse oracık da uykuya dalabilir.İlla bir yatak düzeni olması gerekmez.Ayrıca ellerini hiç durdurmayan bir hali var.Sürekli kıpırdamaları ve sayıklamaları olur.Ben de çok sayıklıyormuşum.
Eller yukarı da başının üzerinde ayakların biri diğerinden baya uzakta uyuyor.Nasıl rahat ettiğini anlamak zor gerçekten.Benim gibi. 🙂
Gözler kapanır kapanmaz uyuyan bir kızım var.Anında bir nefes alıp verişi duyuluyor.Bakmışız ki uyumuş bile.
HİÇ YORULMUYOR
Kızımın bu denli hareketli olması tam anlamıyla babasından aldığı bir özellik olmalı.Hem çok hızlı hem de hiç yorulduğunu bilmeyen bir hali var.Oynamak istediği oyuncağının nerede olduğunun değil elinde olmasının daha önemli olduğunu gördüğümüz bir dönemdeyiz.Koşarcasına gidip alışı bizi mest ediyor.
Ben evimde iş yaparken kızımın hangi odada ne kadar kalabildiğini henüz hiç anlayamadım.Çünkü hiç yerinde durmuyor.Sürekli bir gezinti hallerimiz var.Bir odadan diğer odaya geçmesi çok da uzun bir zamanını almıyor.Ayrıca bu halleri onun keyif aldığı bir durum haline geldi.
ÇOK KÜÇÜK ŞEYLER MUTLU EDEBİLİYOR BİZİ
Kızımın en sevdiğim halleri bu diyebilirim.Mutlu olması için küçük bir oyuncak , sevdiği bir müzik , özlediği birinin sesini duymak yeterli.Sevdiği bir oyuncağıyla arasına kimse giremez.Onunla keyifli vakit geçirmeyi sağlıyor.Bizim bunun için bir şey yapmamıza gerek duymuyor.Müzik sesini duyar duymaz o yana doğru gelişi , kollarını hareket ettirişi çok güzel.Kızımın yüzünde hemen bir gülümseme beliriyor.
Kapımız çaldığında sevdiği birinin sesini duyduğunda gözleri parlıyor.Özlemenin en demek olduğunu çok küçükten öğrendi bebeklerimiz.Ama şimdi özlem gidermenin onları ne denli mutlu ettiğini de görüyoruz.Bu halleri her ikimize de çok benziyor. 🙂

SALINCAK KORKUSUNU YENİYORUZ

Kızım emeklemeye başladığından beridir evimizden pek dışarı çıkmadık.Bu çıkışımızda da salıncak korkusunu yenmek istiyordum.Çünkü kızım ilk denememiz de hiç hoşlanmamıştı.
Tahminimce çok korkmuştu.Kendini güvende değil gibi hissettiğini düşünüyorum.Çünkü uzun zaman dışarı çıkmayınca arabasına bile binmek istememişti.Biraz hareket ettirdikten sonra sesini çıkarmadan oturdu.Tedirgin bir hali vardı.Ama hareket ettirince sesini çıkarmadan izlemeye başladı.
Bir süre sonra sıkıldı tabi ki küçük kızım.Parka geldiğimizde hemen kucağıma aldım.Çok sevindi.Etrafına bakıp bakıp gülüyordu.Çünkü etrafındaki çocukların neşesini görmek onu da keyiflendirdi.
Sıra salıncak bulmaya gelmişti.Kızıma göre salıncaklardan birinde kimse olmadığını görünce oraya geçtik.Yine binmek istemedi.Dudaklar büzüldü.Gözler kayboldu.Ağlamaya başladı.Kızımı böyle zamanlarda eline bir şey vererek sakinleştiriyorum , yine öyle yaptım.Yanıma aldığım bisküviyi eline verdim.Dikkati dağılınca hemen salıncağa oturttum.Gayet mutlu bir şekilde bana bakmaya başladı.Tamamdır dedim.Zor olan kısmı atlattık.Şimdi sıra keyif almakta idi.
Korkmaması için biraz yavaş hareketlerle sallamaya başladım.Ayaklarına bakıyordu.Sonra elimi tutmak istedi.Ben elini tutup devam ettim.Gülücükler çoğalınca ilk işim bir fotoğraf almak oldu. 🙂
Çocuklarımızın hayatta korkuları olabilir.Onları sakinleştirip bunu anlatabilmeleri gerçekten biraz da bizim elimizde diye düşünüyorum.Her korkunun üzerine gidilmez ama böyle küçük korkuları yenip büyük mutluluklar paylaşabiliriz.Onlarla vakit geçirirken öğretmek hep amacımız olsun.
Bizimkisi küçük bir örnekti.Ama ne değerli bir şey onu sakinleştiriyor olabilmek.Daha fazla şey öğretebilirim inşallah.Annesi olarak onlara korkmamayı öğretebilmek çok kıymetli.Çok şükür , bin şükür nasip edene.

SABRIN MEYVELERİNİ TOPLAMA ZAMANI …

Aylardır mecbur kalmadıkça evimizden çıkmıyoruz.Haliyle özlemler arttı , sevgiler güçlendi.İnsanlar birbirleri için ne çok fedakarlık yaptı.Güzel kalpli çocuklarımızı unutmak olmaz elbette.Aslında en büyük fedakarlığı onlar yaptı.
Bahçelerde , parklarda , sokak aralarında ve hatta özgür hissettikleri her yerde çocuklarımız oluyordu.Onlar o küçük ama aslında kocaman yürekli halleriyle bütün zamanlarını evde güzel bir şekilde geçirmeyi başardılar.Çok özlediler , çok beklediler.Bu bekleyiş şimdi onlar için güzel günleri geri getiriyor.Her şey normale dönüyor.
Yaşlılarımız evlerinden çıkamıyordu.Torunlarını özleyen büyüklerimiz oldu.
Yaşanmışlıkları anlatırken ki o hoş sohbetler tekrar başlayacak.
Birlikte gülmeyi sabırla beklediniz. Tertemiz bir bahçe havasını özlemle beklediniz.
Balkonlarınıza olan sevginiz kenarda dursun. Artık sevdiklerinizin yanında olma vakti yaklaşıyor.Bence hepimiz koca bir teşekkürü hak ettik.Önce kendimiz için sonrasında herkes için sabırla bekledik.
Yeşil erikler ne de güzel oldu.Ağaçlarda bırakmak olmaz.Çilekler miss gibi kokar şimdi.Ahu dudu , böğürtlen bekletilmeyi sevmez. 🙂 Bir yeni dünya tadına bakılmalı. Kayısı , şeftali kim durdurabilir ki sevenlerini.
Güzel haberleri aldığımız da sabrın meyvelerini toplama zamanıdır. 🙂

BİRAZ ARA VERMİŞTİK … ŞİMDİ KALDIĞIMIZ YERDEN DEVAM

Bazen , bazı mola verişler şart diye düşünüyorum..Bende yazmaya biraz ara vermiştim.Şimdi daha güçlü yazılarla devam edeceğim.
İnsan , kalbine , düşüncelerine , bedenine hep iyi gelenden yana olmalı.Çünkü bizimde biraz durup dinlenmeye ihtiyacımız olabiliyor.Ayrıca sadece kendimize ayırdığımız bu zaman yeniden güçlenmemiz demektir.Bu yüzden ara sıra mola verip tazelenmiş bir şekilde geri dönmek şarttır.
Eminim çoğumuz ara sıra hayat maratonuna yetişemiyormuş gibi hissedip bir durayım diyordur.Durmak da lazım.Çünkü belki de alacağımız bir karar tam da o esnada gerçekleşebilir.Böyle zamanlarda doğru kararlar , yerinde davranışlar gerçekleşebilir.
Bizim ihtiyacımızın olduğunu bile göremediğimiz anlarda olmuyor değil elbette.Farkında değilizdir ama bedenimiz artık dayanacak gücü bulamıyordur.Hiç anlamayız bazen ama aslında çok konuşup , çok gezip , çok yoruluyoruzdur.Söylenenlere çok üzülüp kendimizi gereksiz yere yıpratıyoruzdur.Bu gibi durumlar hayatımızda hep vardır.
İşte tam da bu esnada biraz mola vermek olabilecek en güzel şey değil midir ?

Mola demişken biraz öncelere gitsek BİR KAHVE MOLASI yazımı okumuş muydunuz ?