HEP SÖYLENİR YA … ANNE OLUNCA ANLARSIN

Anne olunca anlarsın.Ne çok duyduğumuz bir kelimedir.Özellikle annelerimizden duyarız.Çünkü anne olmadan bu duyguyu kimse anlayamazmış.
Kızımın her ‘ anne ‘ deyişi beni benden alıyor.Kaç defa duyarsam duyayım bıkmadan sıkılmadan dinleyebilirim gibi geliyor.Ama bu duyguların ne demek olduğunu anne olmadan önce hiç bilmiyormuşum.
Bu kadar çok sorumluluk alıp bu kadar çok yorgun olup onun tek kelimesiyle unutulabilecek kadar basitmiş.Evet anne olmak öncelikle sorumluluk almak demek.Daha sonrasında bebeğin için endişelenmek , telaş yapmak , korkmak , onunla mutlu olmak , onun için kendinden çok fazla ödün vermek demekmiş.Bu kadar yorgunluğa bu kadar küçük bir kelime işte.Kelimesi küçük ama kendisi bu dünyada olup olabilecek en güzel şey.Bir bakışı , bir tutuşu , bir gülümsemesi bunların hepsi anne olmanın en güzel sebebiymiş.Çok şükür ki bana da nasip oldu.
Her zaman duyduğum bu kelimenin anlamını artık çok iyi biliyorum.Evet eksiklerim var belki ama merakım çok fazla.Kızımla öğreneceğim her şeye daima hazırım.

ŞİMDİLERDE RAMAZAN … ÖZLENEN İFTARLAR

Ramazan her yıl bolluk ve bereketiyle geldiğine inanırız.Öyledir de.Ramazanın gelişiyle evimizin huzuru , bereketi ,sabrı ,neşesi artar.
Her yıl birlikte açtığımız iftarlar bu yıl maalesef yapılamıyor.Evimizden çıkamadığımız için , sevdiklerimizin ve tüm insanların sağlığı için birlikte iftarlar yapamıyoruz.Böyle olması herkes için en iyisi.Ama itiraf edelim.İftarlar birlikte daha güzel.Daha bereketli , daha anlamlı.
Tutulan oruçla günün sonunda evde kocaman bir iftar sofrası. Herkes davet edilmiş ,oturma yerleri belirlenmiş.Servis için tabaklar elden ele dolaşıyor vs… Bunun tarifsiz bir duygu olduğunu yaşayamadığımız bu yıl ramazanın da daha iyi anlıyoruz.
Sıra çaylara geldiğinde birlikte yudumlamanın tadı bambaşka.Lezzetini veren kalabalık ta içtiğin iki bardak çay olur.Tatlılar daha bir özenle yapılır.Aslında her şey daha çok
özen ister.Hiç yorulmadan sıkılmadan hazırlanır sofralar.Birlikte olacağız ya yorgunluk da neymiş.
Şimdilerde çok özlüyoruz.Hatta en çok şimdilerde özlüyoruz.
Tekrar birlikte yapacağımız iftarların geleceğini düşünerek umutla yaşayalım.Umut her şeydir.
Tekrar daha bir özenle hazırlayacağımız sofralarımız olsun.Yine hoş sohbet bol muhabbet olsun.

HOŞ GELDİN RAMAZAN

Bir yıl daha geçmiş ve yine bir ramazan ayı geldi. Ne kadar çabuk geçmiş koca 1 yıl. Bolluğun bereketin en güzel habercisi bütün 1 yıl varlığını hissettirdi. Şimdi yine geldi.Hoş geldi.
İlk günler uykudan uyanmak zor gelir. Davulcu davuluna vurur uyanma vakti der. Biz ise uyanamayacağımızı düşündüğümüzden bir de saatlerimizi kurar öyle uyuruz. Aslında ramazanın güzelliğidir davulcunun davul sesine uyanmak.
Zor olsa da uyanılır. Yüz yıkanır hatta bir değil birkaç kez yıkanır ki uyanabilelim.Sonrasında sahur zamanıdır.İftar saatine dayanamayız düşüncesiyle tıka basa yenir.Vee niyetlenilir. Niyet ne de güzel bir anlam taşıyor. Başlangıcı , ortası , sonu o güzel kelimeyle başlıyor.
Sofrada ki haller bitiyor ve yine uyku zamanı.Gözlerden yeniden uyku akıyor.
Sabah olur ve sabretmenin ne denli önemli olduğunu anlayacağımız gün başlar.Bütün gün iftar düşünülür.Ne yemek yapılacak nasıl yapılacak.
Günün bitiminde iftar saati gelir.Sofra da ki o bir yudum su şifadır.Çorba yendikten sonra doyulur aslında ama her şeyi yiyebileceğimizi sanırız. Sofraya oturunca çorbadan sonra doyarız.
İftardan sonra çay içilir.O çay ne lezzetlidir.Ne muhteşemdir sanki yıllardır içmiyormuşuz gibi özlemle içeriz.Yanında tatlısız olmaz tabi ki.Tatlı çayı unutturmaz ama yanında çok iyi gider.Çayı şekersiz içiyorsan daha başka güzel kokar , tatlı ile çay.
Sabredilen günün sonunda akşam ki keyif huzur kokar , bereket kokar.

KIZIM YEMEK YEMEYİ ÖĞRENİYOR

Akşam olunca birlikte aynı sofrada yemek yemeyi çok seviyoruz.Kızım hep yemek saatlerinde güzel uykusundan uyanıyor.Onsuz yemek yememizi istemiyor diyorum bazen.
Sofranın hazır olduğunu görünce yüzünde tatlı bir tebessüm oluyor.Tabi bir de babasının geldiğini anlıyor küçük hanım.Hemen gözleri babasını arıyor.Yemeğe başlar başlamaz önce ne yiyebilirim acaba diyerek yemekleri süzüyor.Sonra masa da ki kaşık , çatal tam da ona yaramazlık yapması için ideal diye düşünerek almaya çalışıyor.Ama aslında sadece yaramazlık değilmiş bu kızımın kendi kendine yemek yemek istediğinin de belirtisiymiş.
Bizim ilk önce korkarak eline verdiğimiz kaşık şimdilerde onun en sevdikleri arasında yer almayı başardı.Minik elleriyle zar zor tuttuğu kaşığı bize bakarak kullanmaya çalışıyor bir yandan da çok mutlu olduğunu belli ediyor.Elbette şuan kendisi yemek için çok erken ama kızımı böyle neşeli görmek aşırı güzel.
Biz de kızımın bir anda kendi yemesini beklemiyoruz.Belirli bir zaman bu şekilde ilerleyecek.Biraz endişeleniyoruz. Çünkü o kadar hareketli ki kaşık sürekli yüzüne dokunuyor. Belki de biz biraz telaş yapıyoruzdur.
Tatlı tatlı dokunuşlar küçük kızımın her şeyi öğrenmesini sağlayacak. Biz de onun o tatlı telaşını izleyeceğiz.

HER ANIN TADINI ÇIKARIN

Bebeğimizle çoğu zaman ihtiyaçları durumunda zaman harcarız.Peki ya onlarla güzel zaman geçirmek.Bunu çok nadir yapıyoruzdur.Çünkü zamanımızın çoğunu yaşam telaşıyla geçiriyoruz.
Bugün bu yazımı yazmadan önce bir film izledim.Etkilenmiş olduğumu itiraf edebilirim.Bu sebeple bebeğimizle ne kadar çok zaman geçirebildiğimizi düşündüm.Evet evimizdeyiz ve aslında daha çok vakit geçiriyoruz.Ama bu yeterlimi bilmiyorum.
Mesela kızımın daha çok güldüğünü görmek , onunla sohbet etmek , uyurken onu izlemek öyle güzel ki.Aslında beni sinirlendirdiği zaman da ona kızamamak bile çok güzel.Bazen bu gibi durumlarda unuttuğumuz bir şey var.Her anın tadını çıkarmak.Uzun uzun onu seyretmek , ona sıkı sıkı sarılmak muhteşem bir şey.
Uyuduğunda hemen bir iş telaşı sarıyor biz anneleri.Bunun yerine şöyle o uyanana kadar onu izlesem.Yemek yerken hadi bitirse de toplasam yerine minik parmakları kaşığını nasıl tutuyor diye izlesem.Sonra oyun oynaması için bütün dolaplarımı ve içerisindekileri feda etsem. 🙂
Zaman kıymetli ama bizim bebeğimizle geçireceğimiz zaman daha kıymetli.

DÜŞMEKTEN KORKMUYOR

Kızım yürümeye emekleme ile başladı.Şimdilerde çok hızlı emekliyor her yerden çıkabiliyor.Bir bakmışız odadan çıkmış koridorla hızla giderken görüyoruz.Bir bakmışız dolaplarda ne var ne yok aşağılara indiriliyor.
Çok hareketli olması bizi tedirgin etmiyor değil.Düşüp canı acıyacak diye korkuyoruz.Ama bizim kızımız bizden daha cesaretli.Bu iyi midir bilemiyorum ama onun hızına yetişemeyip yorgun düştüğüm çok doğru.Ben bir süre sonra pes ediyorum ama o pes etmiyor.Ne zaman ki uykusu gelir ancak o zaman sakinleşiyor.Bu kadar enerjiyi nereden buluyorlar. 🙂
Bazen bu enerjileri hoşumuza gitse de düşmesi hiç iyi bir durum değil elbette.
Özelikle ufak tefek düşmelerden sonra kendisini hemen toparlayıp yaramazlığa devam ediyor.Tabi yüzünde ki tatlı gülümseyiş bizim ona kızmamıza engel olmuyor değil.Tam biz ‘ Hayır olmaz ‘ dediğimiz an bir tebessüm edişi var ki benim küçük yavrum kendisini affettiriyor. 🙂

ASLINDA AĞLAMIYOR AĞLAMIŞ GİBİ YAPIYOR

Bebeklerimiz ufacık şeylere ağlayabiliyor.Tabi ki gerçekten canları yandığında değil de istedikleri olsun diye ağlamış gibi yapan çocuklarımız var. Biz anne ve babalar da kimi zaman o ağlamasın diye hemen dediğini yapıveriyoruz.
Bebeğimizin gerçekten ağladığı hallerini biliriz.Ama bazen de dediğini yaptırmak için olabiliyor.Bunu anlamak çok zor olmuyor.Ama tabi ki çocuklarımızın ısrarcı olmaları bizi ikna edebiliyor.
Benim kızım da bu sıralar ağlamış gibi yapmaya başladı.Gözlerini süzüp kaşlarını çatıyor , incecik dudaklarını aşağıya doğru indiriyor.Resmen anlık değişim yaşıyoruz kızımla.İlk başlarda gerçek zannedip nesi var diye endişeleniyorduk.Fakat şuan anladığımız kadarıyla küçük kızım istediğini yaptırmak için bu gibi şeylere başvuruyor.Her ne kadar ilklerde istediğini yapsak da şuan bu durumun farkına vardığımız için daha çok dikkat ediyoruz.Çünkü istekleri bizim için önemli ve onlar için doğruysa isteklerini uygulamalıyız.Değilse hem kendimiz durmalıyız hem de onun bunu ısrarcı bir şekilde istemesini durdurmalıyız. Ağladıklarında her şeyin olacağını düşünmelerini istemeyiz.
Kızım da bize her gün yeni bir şey ile geliyor.Her yeri kurcalayıp gerekli gereksiz her şeyi istemeye başlıyor.Biz de tam o sırada onun dikkatini oyuncaklarına vermesini sağlıyoruz.Elbette ki ara ara ısrarcı oluyor ama biz küçük bebeğimden daha ısrarcıyız. 🙂

KIZIMIN YAŞ PASTA ŞAŞKINLIĞI

Kızımın 1. yaş gününde babası kocaman bir pasta ile geldi.Bembeyaz çok güzel bir pasta ile.Aslında kalabalık bir doğum günü partisi planlıyorduk.Fakat zor günler yaşanılan bu zamanlarda doğru olmadığı için iptal ettik.
Kızım hemen pastasını görmedi elbette ki.Önce masasını süsledik sonra kızımı giydirdik.Işıkları da söndürdükten sonra pastasının mumlarını üflemesi için babası kucağına aldı.Benim küçük kızım korkuyordu.Biz gülümseyerek tepki vermesini beklerken o tam tersi korkmaya başladı.Unuttuğumuz şey kızımın karanlıktan korkmasıydı.
Işık yandı kızım pastasını gördü ve uzun uzun bakmaya başladı.Çok güzel görünüyordu.Tahminimce pastasının üzerine ki mumlar tam da uzanıp almak için diye düşünüyordu.Bakıp bakıp gülümsemeye başladı.Teşekkür edercesine mutluluk vardı.Birde yüzünde çok nadir gördüğümüz bir şaşkınlık ifadesi vardı.Benim çok yakıştırdığım bir şaşkınlık.

BENİM KÜÇÜK BEBEĞİM MÜZİK İLE TANIŞIYOR

Kızım 1 yaşında ve her şeyi algılaması , çözmesi daha kolay artık.Seslere karşı da ayrı bir ilgisi olduğunu söyleyebilirim.Küçük bir ses duyduğunda dönüp bakıveriyor.Kızımın bu ilgisi benim de hoşuma gidiyor.Bu yüzden sık sık müzik açıyorum.Müziği duyan kızım hemen kollarını havaya kaldırıyor. 🙂
Dün doğum günüydü ve kızımla süslendik , hazırlandık.Tütü etekli elbisesini giydirdim.Doğum günü şarkıları dinledik birlikte.Kızım elbette ki hem eşlik etti hem oynamaya çalıştı.Müziğin ritmine tam anlamıyla ayak uyduramasa da gayet güzeldi aslında.Kızımın minik elleri ile hareketler yapması için öyle çok da hareketli müziklere ihtiyacımız olmadığını düşünüyorum.Çünkü benim kızım türkülere de çok güzel tepkiler veriyor.Sanki biliyor gibi sadece ellerini sallıyor.Ama oynamak istediğinde ayaklarını da hareket ettiriyor.
Bu halleri beni mutlu ediyor. Onlar mutluyken biz annelerin mutlu olmaması mümkün değil.
Müziğe karşı ilgisi öyle güzel ki anne kız yemekler yaparken bir yandan şarkılar söyleyeceğimizi hissedebiliyorum. 🙂

BUGÜN EN ANLAMLI GÜN…

Bugün hem kızım hem de benim için çok önemli bir gün.Benim küçük prensesimin hayatımıza ‘ ‘ merhaba ‘ dediği gün , doğum günü bugün.
Benim anneliğe , yeni bir başlangıca , yeni bir heyecana , tatlı telaşlara başladığım gün.İyi ki kelimesinin anlamının ne denli önemli olduğunu yeniden hatırladığım gün.İyi ki doğmuşsun benim canım kızım. İyi ki doğmuşsun iyi ki hayatımıza anlam katmışsın.Bütün güzellikler seninle olsun.Sen de bizimle.Sağlıkla , huzurla mutlulukla …
Doğduğun günü çok net hatırlıyorum. Sonunda mini mini ellerine dokunabildik. Bana kokunu içime çekebilmenin tarifsiz mutluluğunu yaşattın. Binlerce , milyonlarca teşekkürler güzel yavrum.Direndiğin için pes etmediğin için çok teşekkür ederim.Ne kadar güçlü bir kızım olacağını o gün anlamıştım zaten.Senin gelişin ile babanın yüzünde gördüğüm o heyecanı unutmam mümkün değil.Bir yandan bizim iyi olup olmadığımızı düşünmesi , bir yandan seni ne zaman kucağına alacağını bilememesinin heyecanı vardı.Ve gözlerinde hep ‘ şükür ‘ ifadesi …
Bana anneliği tattırdığın için de şükürler olsun Allah’ım. Hep söylenir ‘anne olunca anlarsınız’ diye.Gerçekten öyleymiş anne olmak tarifsizmiş.Bende tarif edemiyorum ama çok şükrediyorum.Bana anneliği tattırdığın için de şükrediyorum .
Kızımın gelişiyle bütün her şey anlam kazanmıştı aslında.Evimizin mutluluğu , bereketi , huzuru , neşesi onunla bin kat arttı.Çünkü bebekler evin her şeyidir.Onların kahkahaları , tatlı telaşları hatta yaramazlıkları bile güzeldir.
Benim küçük bebeğim anneliği seninle öğreniyorum.İyi ki benim kızımsın.
İyi ki güneş gibi doğdun hayatımıza…