BUGÜNLERDE HALLERİMİZ

Uzun bir zaman sadece evimizde vakit geçirdiğimizden şu sıralar daha çok dışarıdayız.Tatiller , gezmeler , oturmalar , günler , ziyaretler bir hayli çoğaldı.Bu arada halen tedbirli davranmaya da devam ediyoruz.Maske zorunluluğunun devam ettiği bu günlerde yine de kendimizi temiz havaya bırakmadan edemiyoruz.Haliyle çok özledik.Bende şimdi özlem giderme zamanı geldi diye düşünenlerdenim.
Sevdiklerimizden uzak yaşayanlarımız ne çokmuş.Şimdilerde herkes yolculuk halinde.Hem telaşlı hem de tedbirli yolculuklar var çevremizde.Tam da olması gerektiği gibi.İnsanların birbirlerini görebilmek adına verdikleri sabır takdire şayan.
Biz sohbetlerin yakından olanını seviyoruz.Evet tam olarak bu aslında arzu ettiğimiz.Her ne kadar araya ayrılıklar girse de şimdilerde herkes sevdiklerinin gözlerinin içine bakarak sohbet etmenin tadını çıkarıyor.Alışılmış bir durum bizimkisi.Hem mecburiyet olmasa kim bizleri sevdiklerimizden ayırabilir ki ?
Kurulan sofralar çoğaldı.Misafirler yerlerini aldı.İkramlar her zamankinden daha bir özenle yapılıyor.Çünkü biz hiç olmadığımız kadar çok özlem gideriyoruz.Bir aradayken yine herkes için dikkatli davranıyoruz.Maskelerimiz sıcak havalar da bizi bunaltıyor olabilir.Ama özlem gideriyoruz ya o bize yeter 🙂
Evet özlem gideriyoruz.Bu durum sadece bizim için geçerli değil.Bizimle birlikte çocuklarımız da özlem gideriyor.Hatta en çok onları mutlu ediyor bu durum.Küçücük yüzlerinde kocaman bir kahkaha var.Çünkü artık evimizden çıkıp biraz da olsa onların alanlarındayız.Parklarda , bahçelerde , yeşilin olduğu her yerde gülen yüzlerine rastlıyoruz.Çocuklarımızın halleri bizi neşelendiriyor.Yeşilliklerde onları özlemişti.Düşünüyorum da parkları , bahçeleri güzel görmemize sebep zaten çocuklarımız değimliydi.Elbette ki onlar.İyi ki varsınız çocuklarımız.
Herkesin kendini dışarıya attığı günler yaşıyoruz. Hafta sonları piknik yapmak için sabırsızlanır hale geldik. Çarşı , pazar gezmekten ziyade temiz hava ve yeşillik bizi çağırıyor.Haliyle piknik alanları da hınca hınç dolu hale geldi.Geçen hafta sonu bizde gittiğimiz bir piknikte oturacak yer bulmakta zorlandık.Ama çok ısrarcıydık ve kendi alanımızı kendimiz yaptık. 🙂
Çocuklarımızla gittiğimiz piknikte önceliğimiz onlar olduğu için bir park vazgeçilmez oluyor.Kızımın çok korktuğu salıncak şimdilerde en sevdiği olmaya başladı.Kahkahalar atarak biniyor artık.Çok uzak kalmıştı ona ait alanlarda dilediği gibi oynamaya.Ama şu sıralar en çok vakit geçirdiğimiz yer haline gelir oldu bahçeler , yeşillikler.Yeni yürümeye başlayan bir bebeğin heyecanını düşünecek olursak daha da eğlenceli bir hal alıyor.Mesela benim küçük kızım gibi.Bu konuya ayrıca değineceğim 🙂
Büyüklerimizin çocuklarına , torunlarına kavuşmalarına değinmeden olmaz elbette.En çok sabır gösterenler şimdilerde daha bir keyif alıyor sevdiklerinin yanında olmasından.Seyahatler çoğaldı herkes memleketine , ailesine , evlerine geldi.Onların ihtiyaçlarını daha bir özenle karşılıyor evlatları.Daha bir anlam kazandı diye düşünüyorum yapılan her iyilik.Bende kızımla ilgilenirken eşimin büyüklerimiz için yaptığı her fedakarlıktan ötürü onunla gurur duyuyorum.
Aylar sonra anneannemin evime gelmesi beni çok duygulandırdı.Sanki ilk kez geliyormuş gibi bir his vardı.Tedbirli davranmak zorundaydık ve çok özlemiştik.Her ne kadar sarılmak olmasa da yakından birbirimize nasılsın demek çok büyük anlam taşıyordu.Büyüklerimiz iyi ki var…
Anneannemin kızımla karşılaşması da bir o kadar heyecanlıydı.Benim minik kelebeğim uzun uzun baktı.Her zaman gördüğü yüzlerden çok farklıydı.Önce tebessüm sonra bir kahkaha belirdi yüzünde.Ama en tuhafı bir anda onu ağlarken görmemizdi. Kısa süreli bir konuşma dan sonra sakinleşti ve oda bize eşlik etti.Kızımın kısa kısa , tatlı tatlı cevaplar verişi beni mest ediyor.
Bu ve bunun gibi bir sürü şey bu sıralar önce kızımı sonrasında da bizleri mutlu ediyor.
Kavuşulabilen özlemler ne güzel.Bir de hep özlemeye devam ettiklerimiz oluyor.
Yanımız da olamayan babannem seni çok özlüyorum.

ELLERİNDEKİ HER ŞEYİ ATMAK GİBİ BİR YARAMAZLIKLARI VAR

Benim küçük kızım bu sıralar her şeyi oyuncak olarak kullanmaya başladı.Mutfak eşyalarımın onun için ne kadar dikkat çekici ve vazgeçilmez olduğunu anlatmaya kelimeler yetmez.Kaşıklarım , çay tabaklarım öncelik verdikleri arasına girmeyi başardı. 🙂
Kızımın oyun oynamayı sevmesi beni dinlendiriyor.O yüzden mümkün olabildiğince oyun oynamaya yöneltiyorum.Kimi zaman birlikte kimi zaman da tek başına elindeki eşyalarla oyunlar oynuyoruz.Ses çıkarmak çok hoşuna gidiyor.Hatta önceliği ses çıkarmak olduğu için bazı zamanlar elindeki her şeyi yere atarak da oyununa devam ediyor.Küçücük bir şeyi dahi yere atar oldu.Eminim bunu yaşayan bir tek benim kızım değildir.Bebeklerde bu gibi durumlar sıklıkla yaşanıyordur.
Bir bakmışım ‘Kaybolan eşyalarım nerelerdesiniz ‘ derken buluyorum kendimi.Evet gerçekten evimde kızım sayesinde eşyalarım kaybolmaya başladı.Kimi zaman bir koltuk altından çay kaşığımı , kimi zamanda kapı arkasında çay tabağımı görür hale geldim.Her ne kadar kızım oyun oynuyor diye seviniyor olsam da bu gibi şeylerle de karşılaşmıyor değilim . 🙂
Kızım bu yaramazlığını bir yerlere gittiğimiz dede yapmaya başladı.Biraz korkuyorum artık.Çünkü evimde ki rahatlığını dışarıda da yapsın istemiyorum.Onun oyun alanları çok değerli benim için.Güzel vakit geçirdiği bir ortam yaratmaya çalışıyorum.Fakat bunun için başkalarını rahatsız etmesi hoş bir durum değil.Bu sebeple bu konuda acilen bir şeyler denemem lazım diye düşünüyorum.Araştırdığım kadarıyla çocuklar yapma denileni daha çok yapmak istediklerinden çok üstüne gitmeden bu durumu yoluna koyabilirmişiz.Mesela elindekini bir anda çekip almak yerine onu mutlu gördüğümüz bir anda onunla sohbet ederek dikkatini başka yöne çevirmek ve odak noktasını değiştirmek gerekiyormuş.Bu şekilde hem ağlamasını engellemiş oluyoruz hem de daha fazla ısrarcı olmasını engelliyoruz.
Bebeklerimizin her şeyi neden yerlere attığı da bu konuda büyük önem taşıyor.Sinirli bir şekilde değil de daha oyun oynar hali var benim küçük kızımın.Bu durum beni bu sebeple çok da tedirgin etmiyor artık.Çözümünü aramak daha kolay geliyor.Görüyorum ki en büyük çözümü sabırlı olmaktan geçiyor.Cezalandırmak bana göre asla çözüm olmadığı gibi tercih de olmamalı.
Bebeğimizi sabırla ve olabildiğince eğitimle büyütmek en güzel çözüm olmalı.

ÇOCUĞUMUZ NE İSTİYOR ?

Biz anne ve babaların en çok keyif aldıkları bir diğer konu da bebeğimizin ne istediği konusunda işaretlerini görmektir.Bazen biz anlayana kadar büyük bir çaba da harcayabiliyorlar.Oysa ki bir süre sonra anlamak hızlanıyor ve keyifli hale geliyor.
Kızımın da istediğini anlatma konusunda çok inatçı bir tavrı var.Asla pes etmeden elini o yöne uzatarak işaret ediyor. 🙂
İlklerde gerçekten çok zorlanıyorduk.Çünkü yaramazlıktan başka bir şey düşünmez hale gelmişti.Ama şimdilerde eğlenceli bir şekilde bize istediklerini anlatmaya çalışıyor.Bundan kendisi de mutlu oluyor.Çünkü bebeğimizin ne istediği bizim için önemli.Her anne baba içinde böyle olmalı diye düşünüyorum.
ONU YETERİNCE İYİ DİNLİYOR MUYUZ ?
Bebeklerimizin zaman içerisinde büyüdüklerini görmek ve isteklerini anlatmaya başlaması bizi heyecanlandırır.Bu durum bazen çok güzel bazen de çok yorucu geçer.
Benim kızım çok konuşan bir çocuk olacak diye düşünüyorum.Kendi kendine konuşmalarını sürekli duyar olduk.Kimi zaman çok kolay anlaşıyoruz kimi zaman da gerçekten yorucu bir hal alıyor.Kendisini elbette dinlememe şansımız yok. 🙂
Tabii bu durum bir yana onu dinlemeye çok dikkat ediyoruz.İstediği oyuncak, istediği yemek , istediği sevgi çok kıymetli benim için.Bazen sadece dikkat etmemizi ister hali var.Ona bakıp ne demek istediğini anlamaya çalışıyoruz.Kızım ona baktığımızı , onu dinlediğimizi gördüğünde kendini daha iyi hissediyor.Bu şekilde konuşma çabası da devam ediyor.Diğer türlü olduğunda bizim ile iletişimi kopabilir diye tedirgin oluyorum.Her anne bebeğinin kendini iyi ifade edebiliyor olmasını ister.Bunun yolu da onu dinlemekten geçer.Lütfen bebeğimizin ne dediğini , ne istediğini önemseyelim.Onu dinlemek hem bize hem de çocuğumuza iyi gelecektir.
İSTEDİKLERİNİ YAPARKEN ŞIMARTIYOR MUYUZ ?
Yanlış ve doğru birbirinden çok farklı iki gerçektir.Sadece yanlış gördüklerimize ‘hayır yapma ‘ demek yerine doğrunun ne olduğunu anlatmaya çalışmak lazım.Çocuklarımızın her istediği yanlış ve yada her istediği doğru olamaz.Buna dikkat ettiğimiz zaman karşımıza çıkan yine biz anne ve babanın üzerine düşen görevlerin önemini daha iyi anlıyorum.
İstediği olsun diye türlü türlü numaralar yapan bebeklerimiz de vardır elbette.Mesela benim kızım ağlayarak dediğini yaptırmaya çalışıyor.Bu onun en büyük numarası.Çünkü istediği olduğu an bir anda ağlamanın yerini gülümseme alıyor.Ne kadar dikkat etsek de bazı zamanlar onu çok şımartıyor olabilir miyiz diye düşünüyorum.Eminim bunu yaşayan bir çok anne ve baba vardır.
Bir diğer numaraları da çığlık atmak diyebilirim.Ben kızımda da karşılaşıyorum.Çok sıklıkla olmasa da bazen kuvvetli bir çığlıkla istediğini elde etme çabası oluyor.Bizim bu durumdan ne kadar rahatsız olduğumuzun farkında olduğundan ısrarına devam ediyor.Büyüdükçe de istekleri ve yaramazlıkları da hiç bitmiyor.
CEP TELEFONU , TELEVİZYON VE TABLET İSTEKLERİ
Her istediğinin olmayacağını bilen bir çocuk yetiştirmek her geçen gün daha da zorlaşıyor.Teknolojinin gelişimiyle çocuklarımızın oyun anlayışı da çok değişti.Bunun önüne geçebilmek için uzmanlarımız sürekli cep telefonu , televizyon ve tabletten çocuklarımızı uzak tutmamız gerektiğini dile getiriyor.Biz anne ve babaların bu konuda bir fazla dikkat etmemiz gerekiyor.Çünkü biz yetişkinlere dahi bu kadar çok zararı olan ürünlerin çocuklarımıza zararlarını tartışmaya bile gerek görülmemesi gerektiğini düşünüyorum.
Kızım henüz 1 yaşında ve cep telefonu ile televizyona ilgisi başladı.Biz telefonlarımızı onun yanında çıkarmamaya çalışıyoruz.Ama elbette ne kadar dikkat etsek de tek bir ses bile onun telefondan geldiğini anlamasına yetiyor.Her şeyi çok çabuk kavrayabiliyor bu çok güzel ama bir de bunun yanlış olduğunu anlatabilirsek çok daha iyi olacak.
Televizyon konusun da biraz daha şanslıyız.Çünkü kızımın oyuncakları ile oyun oynaması televizyonu ona çok çabuk unutturuyor.Tam o sırada kumanda biz de oluyor. 🙂

BABA-KIZ AŞKI DİYE BİR GERÇEK VAR

Kız çocuklarının babalarına olan bağlılığını çok duyarız.Anneler olarak bunun en çok farkında olan da bizlerizdir.Babalarına olan hayranlıklarını görmemek mümkün değil.
Bir kız çocuğu için ‘baba’ birçok anlam ifade eder.Benim küçük kızım sevgisini bir çok kez gösterebiliyor.Ama inşallah daha çok anlatacak anımız olacak.
İlk olarak değinmek istediğim kızımın baba sevgisi.Benim küçük bal arım babasına öyle güzel bakıyor ki eşim konuşurken ona doğru çevirdiği gözleri hayranlıkla doluyor.Babası konuşsun kızım öyle dinlesin.Bir an da masumlaşan halleri var.Ah bir de ben biraz olmaz , yapma diyorsam gideceği yer çok belli.Babasının yanı elbette.Çok şükür ki eşim bu konuyu kızımızı şımartmadan hallediyor.Seçenek olarak değil de sevgisine sığınacak liman olarak görüyor babasını.
Sabah uyanır uyanmaz gözleri babasını arıyor.Kahvaltı sofrasında göremediyse anlıyor ki uyanmak için geç kalmış.
ÖZLÜYOR …
Gün içinde babasını özler tavırlarını görüyorum.Oyuna daldığında bunu çok da belli etmiyor.Fakat telefon çaldığında babasının sesini duyuyorsa kendine hakim olamıyor.Oyunu bırakıp telefona doğru koşan bir kızım var.Tabi ki ne yapacağını şaşırıp kaldığı halleri de yok değil.
Akşam olup işten geleceği zaman gözler yine kapıya doğru yöneliyor.Oysa ki daha çok küçük benim bal arım.Ama nasıl anlıyor günün bitip babasının eve geleceğini.Özlüyor.Özleyince ne de güzel belli ediyor.
AKŞAM YEMEĞİ KEYFİ …
Masada yemek yerken kızımın yemeğini kimin yedireceği çok belli.Elbette bunun cevabı da babası. 🙂
Gözlerini babasının üzerinden hiç ayırmayıp öylece bekliyor.Ne zaman ki bir lokma ona yaklaşıyor eller ayaklar hiç durmuyor.Yemek yemenin en güzel hali babasının ellerinden olması.Ben bir şey uzattığım da aslında kalben babasının yedirmesini daha çok isteyen bir kızım var.Onların bu hali beni inanılmaz mutlu ediyor.Hatta yemeğimi rahat rahat yediğimi itiraf edebilirim.Elbette ki bazen kıskanmıyor değilim.Bu konuya da başka bir yazım da mutlaka değineceğim. 🙂
EN İYİ OYUN ARKADAŞI …
Kızımın en iyi oyun arkadaşı babası diyebilirim.Ne kadar keyif aldığını kahkahalarından çok rahat anlayabiliyorum.Elindeki oyuncağını yanına götürüp ne istediğini hangi oyunu oynayacaklarını anlatma çabası takdire şayan.En uygun alanı bulduktan sonra barbie li topunu alıp oyuna başlamak istiyor.Hiç yorulmadan topun gittiği her yere atlıyor.Nasıl bir enerjisi var ki bu bebeklerimizin hiç tükenmiyor.Maşallah diyeyim.
Çıkan seslerden komşularımız rahatsız olmuyordur umarım. 🙂
BABAM DAYANAMAZ DİYE DÜŞÜNÜYOR …
Bir baba her çocuğuna değer verir.Vermelidir.Ama kızlarına karşı koyamadıkları bir yanları olduğunu düşünüyorum.Mesela ‘baba’ dediğinde kızının her dediğini yapmaya hazır bir eş görüyorum karşımda.
Her bir kelimesi önemli ama bize seslenmesini hayranlıkla izliyoruz.Bize seslenmesiyle her istediğini yapmamızı bekliyor.Ama bu mümkün olamaz.Babasının da aynı fikirde olması
benim içimi rahatlatıyor.
Kızımın kollarını açıp baba demesi bir anne olarak benimde onlara olan hayranlığımı gün ve gün arttırıyor.
Dayanamadığımız hallerimiz sevgimizden olsun.
NE GÜZEL BABA DİYOR BENİM KÜÇÜK KIZIM …
Her ne kadar ilk kelimesi ‘anne’ demek olsa da kızım ‘baba’ desin diye de beklemedik değil elbette.Her sohbette ‘ baba de kızım ‘ deyip duruyorduk. 🙂
Neyse ki bu süreç uzun sürmedi.Sevgisi dilinden ‘baba’ diyerek dökülüverdi.Anlamı ne kadar çok değerli.Ne kadar çok şeyi ifade ediyor.Mesela bence olmasını istediklerini mümkün kılandır , kuvvettir , dağ gibidir.Korkmamaktır.Bazen her şeyi paylaşmak zor olur ama aslında çoğu derde devadır baba.
Kızımın ‘baba’ deyişi eşimi her seferinde mest ediyor. Tıpkı bir bakışı bir gülüşü gibi…
Çünkü baba-kız aşkı diye bir şey var. 🙂
İyi ki var…

ETRAFINDAKİ HER ŞEYİN FARKINDA

Çocuklar etrafında gelişen bir olaya çok net tepkiler verebiliyor.Benim kızım da büyüdükçe buna çok fazla şahit oluyoruz.Mesela oyuncağını düşürdüğünde belirli bir süre geçse de evin içerisinde nerede olabileceğini iyi biliyor.Onu gidip almak için büyük bir çabası var.Biz televizyon izlerken sesin kısılıp çoğaldığını anlıyor.Oysa ki kendi kendine oyun oynuyor sanıyoruz.Kapı çaldığında ilk o koşuyor açmak için.
Kendisinden biraz büyük bir çocuk gördüğünde ona doğru ilerliyor.Onunla oyun oynayabileceğini çok iyi biliyor.Her ne kadar bizim onunla oyun oynamamız hoşuna gitse de yaşıtlarına yakın çocuklarla oyun oynamaktan daha çok keyif alıyor.
Sesleri çok net ayırt edebiliyor.Bir sesin nereden geldiğini duyabildiği gibi anlama kabiliyeti de bir o kadar artıyor.
Bazı zamanlar ondan bir şey istediğimiz de duymamış gibi yapsa da aslında tam olarak duyup anlıyor.Çok akıllılar.Hatta bu aklını yaramazlığa daha çok yorduğunu söyleyebilirim.İlklerde bu beni korkutuyor olsa da şuan yaramazlıklarına onun anladığı gibi cevaplar vermeye başladım. Mesela evimde bütün tedbirlerimi aldım. 🙂
Dolap kapakları kilitlendi.Oda bunu bildiği için tekrar tekrar zorlama ihtiyacı duymuyor.Televizyon kumandasını almaması için uzakta bir yere koymuşsak onu alamayacağını biliyor ve ısrarcı olmuyor.Telefonla oynamaması için yanında telefonumuzu çıkarmıyoruz.Hatta başkalarını da özellikle uyarıyoruz.
Ağlayan bir bebek gördüğünde anında sakinleşip bekliyor.Hatta bazen kendisi de ağlar numarası yapıyor.Bebekler ağladıkların da istekleri gerçekleşir sanıyorlar.Benim kızım da bu şekilde devam etmesin diye onu bir şekilde oyuna yöneltiyoruz.
Onu yapmaması gereken bir şey karşısında uyardığımızda durup öylece kalıyor.Çünkü anlıyor ama yine de başka bir şekilde nasıl yapacağını düşünmeden edemiyor.Biz daha çok onu korkutmadan anlatmak için çaba gösteriyoruz.O kadar akıllılar ki zaten çok çabuk anlıyorlar.
Bir kapının açılmasını özenle takip ediyor.Çünkü benim kızım tam bir ev kuşu ve nerede ne yaramazlık yapacağını çok iyi biliyor.Bazen onun hızına yetişemiyorum.Nasıl gitti ne ara gitti ?Onların anlayıp harekete geçme hızı gerçekten akıl alır gibi değil.
Değinmek istediğim bir diğer konuda evimizde ki elektronik aletlerden çıkan sesleri kavramaları ve o yöne doğru ilerlemeleri.Rondo çalıştırdığımda sesi takip edip mutfağa gelmesi beni şaşırtıyor.Mesela saç kurutma makinesinin sesi çok hoşuna gidiyor.Nereden geldiğini anlıyor , gidiyor ve oturup dinlemeye başlıyor.En sevdiği durumlardan biri haline geldi.Sonrasında temizlik zamanlarında elektrikli süpürge sesi yine çok sevdiği ve kaçmadan korkmadan kablosunu takip edip çok rahatlıkla bulabildiğini söyleyebilirim.Bazı bebeklerin elektrikli süpürge sesinden ne kadar çok korktuğunu duymuştum.Ama benim kızım hiç korkmuyor.Maşallah diyeyim. 🙂
Ben ve ya babasının biraz uzağındayken yanından ayrılmasını çabuk fark eder oldu.İlklerde bunu anlamazken işimiz daha kolaydı.Şuan hiç öyle değil.Mesela sabahları babasını işe göndermeyi hiç istemiyor.Çünkü çok çabuk anlıyor uzaklaştığını.Elbette hiç hoşuna gitmiyor.Sürekli yanında kalamayacağımızı biliyor ama bunu kabul etmek istemiyor.Evde tek olduğumuzda ben bu durumu çok daha fazla yaşıyor oldum.Odadan ayrılıp diğer odaya geçtiğimde anında peşime düşüp beni takip ediyor.Bunu çok hızlı bir şekilde yapıyor.
Bir diğer güzel alışkanlığımız da evimize birisi geldiğinde farklı bir ses tonunu hemen algılayıp yanına gitmesi diyebilirim.O kadar mutlu oluyor ki kendisini tutamıyor.Benim küçük kızım kalabalığı seviyor ve etrafımızda birilerini olması onu keyiflendiriyor.Çünkü çok yalnızlık çektik.Evimizden mecbur kalmadıkça hiç çıkmadık.Tek kalmaya alışıp zorluk çekmemesi için sık sık konuşmalar yaptık.Ama artık bitiyor ve şimdi bu güzel zamanların tadını çıkarıyor.Birlikte vaki geçirmenin ne kadar güzel olduğunu daha ufacıkken öğreniyorlar.Çok şanslılar.Ama bizde çok şanslıyız.Çünkü kızım birlikte vakit geçirmeyi çok seviyor. 🙂 🙂

KIZIM HANGİMİZE DAHA ÇOK BENZİYOR

Her çocuğun kendine has davranış halleri vardır.Yemek yerken , gülerken , konuşurken , yürürken,uyurken vs…
Benim küçük kızımın da hem bana hem babasına benzer huyları çok fazla.
KIZIM YEMEK YERKEN
Aynı babası diyebileceğim bir durum bu.Kızım çok çabuk karnı doysun istiyor.Ağzında ki lokması bittiğinde hemen ardından yenisi gelsin istiyor.Ayrıca yemek yediren kim olursa olsun önceliği kızım olmalı.Her ne kadar bizi güldürdüğü olsa da bu iyi mi kötü mü bilemiyorum.
Sofra da ki arayışı beni şaşırtıyor.Mesela tek çeşit bir şey olmasını istemiyor. Her şeyin tadına bakma gibi bir çabası var.Tadına baktığı hoşuna gitmezse tekrardan asla yediremiyoruz.
Bebeğim için her gün mutlaka bir çorba yapıyorum.Özellikle ekşi tarhananın faydaları anlatmakla bitmez.Her gün taze çorba yapmama rağmen kızım asla ikinciye onu yemek istemiyor.Günde bir defa yapıp yedirmem gerekiyor küçük hanım için. 🙂
Mutfak kızımın en sevdiği alan.Kapıdan ‘mamma’ diyerek içeri girmeye bile başladı.Ama mutfağı ona sevdiren sofraya birlikte oturmamız diyebilirim.Kızım da babası gibi sofranın birlikte güzel bir yer olduğuna inanıyor.Tek başına yemek yediremediğim çok oluyor.Evde benim de yemek yediğimi gördüğünde keyifle yemek yiyor.
Yemeklerde seçici değil benim pamuk kızım.Her yemeği yiyor diyebilirim.Henüz kırmızı mercimek ile pek anlaşamadı ama olsun. 🙂 Bir çeşit sayılmaz diye düşünüyorum.Bu konuda da aynı annesi.Mümkün olduğunca her yemeğin tadına bakmasını sağlıyoruz.Bu bir anne için çok kurtarıcı.Lütfen siz de 6. aydan itibaren bu konulara dikkat edin.Bir bebeğin her şeye ihtiyacı var.
Bebeğim her şeyi eline alıp tüketmeyi seviyor.Bu kendisine has bir durum olarak düşünüyorum. 🙂
ÇOK İNATÇI
Her dediği olmasın diye çok çaba gösteriyoruz.Ama bizim bu çabamıza rağmen kızım çok inatçı.Bu denli inatçı olmasını eşim bana benzetir.Ama ben aynı fikirde değilim.İkimiz de çok inatçıyız.
Benim küçük kızım istediği olsun diye çok çaba gösteriyor.Sonunda pes eden biz de olabiliyoruz.Mesela istemediği yere asla oturtamazsınız.İstemediği oyuncağı asla almaz eline.İstemediği yemeği yediremezsiniz.
RAHATINA ÇOK DÜŞKÜN
Tamamen babası diyebileceğim bir konudayız.Benim bebeğim gerçekten rahatına çok önem verir.Uzanıp televizyon izlediği zamanlar ayrı bir moddayız.
Ayrıca yemek yedikten sonra mutlaka biraz keyif yapması da rahatlığından diye düşünüyorum.Her yer oyun alanı olabilir ama onun mutlu olduğu yer olmalı.Vücudunun rahatsız olduğu yerde kalma olasılığı hiç ama hiç yok.Öncelikle kendisinin hareket kısıtlaması olmayan bir alan olmalı.
KIZIM UYURKEN
Kızım uyumadan önce ve uyurken aynı annesi.Eğer gerçekten uykusu gelmişse oracık da uykuya dalabilir.İlla bir yatak düzeni olması gerekmez.Ayrıca ellerini hiç durdurmayan bir hali var.Sürekli kıpırdamaları ve sayıklamaları olur.Ben de çok sayıklıyormuşum.
Eller yukarı da başının üzerinde ayakların biri diğerinden baya uzakta uyuyor.Nasıl rahat ettiğini anlamak zor gerçekten.Benim gibi. 🙂
Gözler kapanır kapanmaz uyuyan bir kızım var.Anında bir nefes alıp verişi duyuluyor.Bakmışız ki uyumuş bile.
HİÇ YORULMUYOR
Kızımın bu denli hareketli olması tam anlamıyla babasından aldığı bir özellik olmalı.Hem çok hızlı hem de hiç yorulduğunu bilmeyen bir hali var.Oynamak istediği oyuncağının nerede olduğunun değil elinde olmasının daha önemli olduğunu gördüğümüz bir dönemdeyiz.Koşarcasına gidip alışı bizi mest ediyor.
Ben evimde iş yaparken kızımın hangi odada ne kadar kalabildiğini henüz hiç anlayamadım.Çünkü hiç yerinde durmuyor.Sürekli bir gezinti hallerimiz var.Bir odadan diğer odaya geçmesi çok da uzun bir zamanını almıyor.Ayrıca bu halleri onun keyif aldığı bir durum haline geldi.
ÇOK KÜÇÜK ŞEYLER MUTLU EDEBİLİYOR BİZİ
Kızımın en sevdiğim halleri bu diyebilirim.Mutlu olması için küçük bir oyuncak , sevdiği bir müzik , özlediği birinin sesini duymak yeterli.Sevdiği bir oyuncağıyla arasına kimse giremez.Onunla keyifli vakit geçirmeyi sağlıyor.Bizim bunun için bir şey yapmamıza gerek duymuyor.Müzik sesini duyar duymaz o yana doğru gelişi , kollarını hareket ettirişi çok güzel.Kızımın yüzünde hemen bir gülümseme beliriyor.
Kapımız çaldığında sevdiği birinin sesini duyduğunda gözleri parlıyor.Özlemenin en demek olduğunu çok küçükten öğrendi bebeklerimiz.Ama şimdi özlem gidermenin onları ne denli mutlu ettiğini de görüyoruz.Bu halleri her ikimize de çok benziyor. 🙂

SALINCAK KORKUSUNU YENİYORUZ

Kızım emeklemeye başladığından beridir evimizden pek dışarı çıkmadık.Bu çıkışımızda da salıncak korkusunu yenmek istiyordum.Çünkü kızım ilk denememiz de hiç hoşlanmamıştı.
Tahminimce çok korkmuştu.Kendini güvende değil gibi hissettiğini düşünüyorum.Çünkü uzun zaman dışarı çıkmayınca arabasına bile binmek istememişti.Biraz hareket ettirdikten sonra sesini çıkarmadan oturdu.Tedirgin bir hali vardı.Ama hareket ettirince sesini çıkarmadan izlemeye başladı.
Bir süre sonra sıkıldı tabi ki küçük kızım.Parka geldiğimizde hemen kucağıma aldım.Çok sevindi.Etrafına bakıp bakıp gülüyordu.Çünkü etrafındaki çocukların neşesini görmek onu da keyiflendirdi.
Sıra salıncak bulmaya gelmişti.Kızıma göre salıncaklardan birinde kimse olmadığını görünce oraya geçtik.Yine binmek istemedi.Dudaklar büzüldü.Gözler kayboldu.Ağlamaya başladı.Kızımı böyle zamanlarda eline bir şey vererek sakinleştiriyorum , yine öyle yaptım.Yanıma aldığım bisküviyi eline verdim.Dikkati dağılınca hemen salıncağa oturttum.Gayet mutlu bir şekilde bana bakmaya başladı.Tamamdır dedim.Zor olan kısmı atlattık.Şimdi sıra keyif almakta idi.
Korkmaması için biraz yavaş hareketlerle sallamaya başladım.Ayaklarına bakıyordu.Sonra elimi tutmak istedi.Ben elini tutup devam ettim.Gülücükler çoğalınca ilk işim bir fotoğraf almak oldu. 🙂
Çocuklarımızın hayatta korkuları olabilir.Onları sakinleştirip bunu anlatabilmeleri gerçekten biraz da bizim elimizde diye düşünüyorum.Her korkunun üzerine gidilmez ama böyle küçük korkuları yenip büyük mutluluklar paylaşabiliriz.Onlarla vakit geçirirken öğretmek hep amacımız olsun.
Bizimkisi küçük bir örnekti.Ama ne değerli bir şey onu sakinleştiriyor olabilmek.Daha fazla şey öğretebilirim inşallah.Annesi olarak onlara korkmamayı öğretebilmek çok kıymetli.Çok şükür , bin şükür nasip edene.

SABRIN MEYVELERİNİ TOPLAMA ZAMANI …

Aylardır mecbur kalmadıkça evimizden çıkmıyoruz.Haliyle özlemler arttı , sevgiler güçlendi.İnsanlar birbirleri için ne çok fedakarlık yaptı.Güzel kalpli çocuklarımızı unutmak olmaz elbette.Aslında en büyük fedakarlığı onlar yaptı.
Bahçelerde , parklarda , sokak aralarında ve hatta özgür hissettikleri her yerde çocuklarımız oluyordu.Onlar o küçük ama aslında kocaman yürekli halleriyle bütün zamanlarını evde güzel bir şekilde geçirmeyi başardılar.Çok özlediler , çok beklediler.Bu bekleyiş şimdi onlar için güzel günleri geri getiriyor.Her şey normale dönüyor.
Yaşlılarımız evlerinden çıkamıyordu.Torunlarını özleyen büyüklerimiz oldu.
Yaşanmışlıkları anlatırken ki o hoş sohbetler tekrar başlayacak.
Birlikte gülmeyi sabırla beklediniz. Tertemiz bir bahçe havasını özlemle beklediniz.
Balkonlarınıza olan sevginiz kenarda dursun. Artık sevdiklerinizin yanında olma vakti yaklaşıyor.Bence hepimiz koca bir teşekkürü hak ettik.Önce kendimiz için sonrasında herkes için sabırla bekledik.
Yeşil erikler ne de güzel oldu.Ağaçlarda bırakmak olmaz.Çilekler miss gibi kokar şimdi.Ahu dudu , böğürtlen bekletilmeyi sevmez. 🙂 Bir yeni dünya tadına bakılmalı. Kayısı , şeftali kim durdurabilir ki sevenlerini.
Güzel haberleri aldığımız da sabrın meyvelerini toplama zamanıdır. 🙂

BİRAZ ARA VERMİŞTİK … ŞİMDİ KALDIĞIMIZ YERDEN DEVAM

Bazen , bazı mola verişler şart diye düşünüyorum..Bende yazmaya biraz ara vermiştim.Şimdi daha güçlü yazılarla devam edeceğim.
İnsan , kalbine , düşüncelerine , bedenine hep iyi gelenden yana olmalı.Çünkü bizimde biraz durup dinlenmeye ihtiyacımız olabiliyor.Ayrıca sadece kendimize ayırdığımız bu zaman yeniden güçlenmemiz demektir.Bu yüzden ara sıra mola verip tazelenmiş bir şekilde geri dönmek şarttır.
Eminim çoğumuz ara sıra hayat maratonuna yetişemiyormuş gibi hissedip bir durayım diyordur.Durmak da lazım.Çünkü belki de alacağımız bir karar tam da o esnada gerçekleşebilir.Böyle zamanlarda doğru kararlar , yerinde davranışlar gerçekleşebilir.
Bizim ihtiyacımızın olduğunu bile göremediğimiz anlarda olmuyor değil elbette.Farkında değilizdir ama bedenimiz artık dayanacak gücü bulamıyordur.Hiç anlamayız bazen ama aslında çok konuşup , çok gezip , çok yoruluyoruzdur.Söylenenlere çok üzülüp kendimizi gereksiz yere yıpratıyoruzdur.Bu gibi durumlar hayatımızda hep vardır.
İşte tam da bu esnada biraz mola vermek olabilecek en güzel şey değil midir ?

Mola demişken biraz öncelere gitsek BİR KAHVE MOLASI yazımı okumuş muydunuz ?

GÜNEŞ , PARK VE MUTLULUK

Beklediğimiz gün yeniden geldi ve kızımı dışarı çıkardım.Biraz tedirgin bir şekilde arabasına bindirdim.Önceki gibi hemen adapte olamıyor.Biraz etrafı izlemeye başladı.Sonrasında elbette sıkıldı.
Yakınlardaki bir parka geldik.Etraf çocukların sesiyle güzelleşmişti.Kimisi bisiklet sürüyor , kimisi kaykayını almış parkın etrafını geziyordu.Biraz küçükleri de salıncak ta sallanıyordu.Hepsi çok keyifle vakit geçiriyordu.Kızım da onların en küçük izleyicisiydi.
Şaşkın şaşkın baktıktan bir süre sonra gülmeye başladı.Onların seslerini duymak hoşuna gitmişti.
Hava mis gibi bahar kokuyordu.Ağaçların tomurcuklanması da ayrı bir güzeldi.Ama en güzeli güneşe yakın olmaktı.Biz çok özlediğimizden midir bilmiyorum ilk işim kendimi hemen güneş gören bir yere bırakmak oldu.Kızımın da ellerini açıp avuç içlerine vitaminini alsın diye bekledim.
Herkes sosyal mesafe kuralına harfiyen uymuştu.Banklar birbirine belirli bir uzaklıkta idi.Ve herkes maskeliydi.Maskeleri takmış olmalarına rağmen bazı annelerde ki tedirginlik gözlerinden okunuyordu.Kızımın salıncak keyfinden sonra çok fazla kalmadık.Hepimizde biraz tedirginlik vardı elbette.Ama elbette geçecek. Bu günlerin tadını doya doya çıkardığımız zamanlar yakındır.