SALINCAK KORKUSUNU YENİYORUZ

Kızım emeklemeye başladığından beridir evimizden pek dışarı çıkmadık.Bu çıkışımızda da salıncak korkusunu yenmek istiyordum.Çünkü kızım ilk denememiz de hiç hoşlanmamıştı.
Tahminimce çok korkmuştu.Kendini güvende değil gibi hissettiğini düşünüyorum.Çünkü uzun zaman dışarı çıkmayınca arabasına bile binmek istememişti.Biraz hareket ettirdikten sonra sesini çıkarmadan oturdu.Tedirgin bir hali vardı.Ama hareket ettirince sesini çıkarmadan izlemeye başladı.
Bir süre sonra sıkıldı tabi ki küçük kızım.Parka geldiğimizde hemen kucağıma aldım.Çok sevindi.Etrafına bakıp bakıp gülüyordu.Çünkü etrafındaki çocukların neşesini görmek onu da keyiflendirdi.
Sıra salıncak bulmaya gelmişti.Kızıma göre salıncaklardan birinde kimse olmadığını görünce oraya geçtik.Yine binmek istemedi.Dudaklar büzüldü.Gözler kayboldu.Ağlamaya başladı.Kızımı böyle zamanlarda eline bir şey vererek sakinleştiriyorum , yine öyle yaptım.Yanıma aldığım bisküviyi eline verdim.Dikkati dağılınca hemen salıncağa oturttum.Gayet mutlu bir şekilde bana bakmaya başladı.Tamamdır dedim.Zor olan kısmı atlattık.Şimdi sıra keyif almakta idi.
Korkmaması için biraz yavaş hareketlerle sallamaya başladım.Ayaklarına bakıyordu.Sonra elimi tutmak istedi.Ben elini tutup devam ettim.Gülücükler çoğalınca ilk işim bir fotoğraf almak oldu. 🙂
Çocuklarımızın hayatta korkuları olabilir.Onları sakinleştirip bunu anlatabilmeleri gerçekten biraz da bizim elimizde diye düşünüyorum.Her korkunun üzerine gidilmez ama böyle küçük korkuları yenip büyük mutluluklar paylaşabiliriz.Onlarla vakit geçirirken öğretmek hep amacımız olsun.
Bizimkisi küçük bir örnekti.Ama ne değerli bir şey onu sakinleştiriyor olabilmek.Daha fazla şey öğretebilirim inşallah.Annesi olarak onlara korkmamayı öğretebilmek çok kıymetli.Çok şükür , bin şükür nasip edene.

SABRIN MEYVELERİNİ TOPLAMA ZAMANI …

Aylardır mecbur kalmadıkça evimizden çıkmıyoruz.Haliyle özlemler arttı , sevgiler güçlendi.İnsanlar birbirleri için ne çok fedakarlık yaptı.Güzel kalpli çocuklarımızı unutmak olmaz elbette.Aslında en büyük fedakarlığı onlar yaptı.
Bahçelerde , parklarda , sokak aralarında ve hatta özgür hissettikleri her yerde çocuklarımız oluyordu.Onlar o küçük ama aslında kocaman yürekli halleriyle bütün zamanlarını evde güzel bir şekilde geçirmeyi başardılar.Çok özlediler , çok beklediler.Bu bekleyiş şimdi onlar için güzel günleri geri getiriyor.Her şey normale dönüyor.
Yaşlılarımız evlerinden çıkamıyordu.Torunlarını özleyen büyüklerimiz oldu.
Yaşanmışlıkları anlatırken ki o hoş sohbetler tekrar başlayacak.
Birlikte gülmeyi sabırla beklediniz. Tertemiz bir bahçe havasını özlemle beklediniz.
Balkonlarınıza olan sevginiz kenarda dursun. Artık sevdiklerinizin yanında olma vakti yaklaşıyor.Bence hepimiz koca bir teşekkürü hak ettik.Önce kendimiz için sonrasında herkes için sabırla bekledik.
Yeşil erikler ne de güzel oldu.Ağaçlarda bırakmak olmaz.Çilekler miss gibi kokar şimdi.Ahu dudu , böğürtlen bekletilmeyi sevmez. 🙂 Bir yeni dünya tadına bakılmalı. Kayısı , şeftali kim durdurabilir ki sevenlerini.
Güzel haberleri aldığımız da sabrın meyvelerini toplama zamanıdır. 🙂

BİRAZ ARA VERMİŞTİK … ŞİMDİ KALDIĞIMIZ YERDEN DEVAM

Bazen , bazı mola verişler şart diye düşünüyorum..Bende yazmaya biraz ara vermiştim.Şimdi daha güçlü yazılarla devam edeceğim.
İnsan , kalbine , düşüncelerine , bedenine hep iyi gelenden yana olmalı.Çünkü bizimde biraz durup dinlenmeye ihtiyacımız olabiliyor.Ayrıca sadece kendimize ayırdığımız bu zaman yeniden güçlenmemiz demektir.Bu yüzden ara sıra mola verip tazelenmiş bir şekilde geri dönmek şarttır.
Eminim çoğumuz ara sıra hayat maratonuna yetişemiyormuş gibi hissedip bir durayım diyordur.Durmak da lazım.Çünkü belki de alacağımız bir karar tam da o esnada gerçekleşebilir.Böyle zamanlarda doğru kararlar , yerinde davranışlar gerçekleşebilir.
Bizim ihtiyacımızın olduğunu bile göremediğimiz anlarda olmuyor değil elbette.Farkında değilizdir ama bedenimiz artık dayanacak gücü bulamıyordur.Hiç anlamayız bazen ama aslında çok konuşup , çok gezip , çok yoruluyoruzdur.Söylenenlere çok üzülüp kendimizi gereksiz yere yıpratıyoruzdur.Bu gibi durumlar hayatımızda hep vardır.
İşte tam da bu esnada biraz mola vermek olabilecek en güzel şey değil midir ?

Mola demişken biraz öncelere gitsek BİR KAHVE MOLASI yazımı okumuş muydunuz ?

GÜNEŞ , PARK VE MUTLULUK

Beklediğimiz gün yeniden geldi ve kızımı dışarı çıkardım.Biraz tedirgin bir şekilde arabasına bindirdim.Önceki gibi hemen adapte olamıyor.Biraz etrafı izlemeye başladı.Sonrasında elbette sıkıldı.
Yakınlardaki bir parka geldik.Etraf çocukların sesiyle güzelleşmişti.Kimisi bisiklet sürüyor , kimisi kaykayını almış parkın etrafını geziyordu.Biraz küçükleri de salıncak ta sallanıyordu.Hepsi çok keyifle vakit geçiriyordu.Kızım da onların en küçük izleyicisiydi.
Şaşkın şaşkın baktıktan bir süre sonra gülmeye başladı.Onların seslerini duymak hoşuna gitmişti.
Hava mis gibi bahar kokuyordu.Ağaçların tomurcuklanması da ayrı bir güzeldi.Ama en güzeli güneşe yakın olmaktı.Biz çok özlediğimizden midir bilmiyorum ilk işim kendimi hemen güneş gören bir yere bırakmak oldu.Kızımın da ellerini açıp avuç içlerine vitaminini alsın diye bekledim.
Herkes sosyal mesafe kuralına harfiyen uymuştu.Banklar birbirine belirli bir uzaklıkta idi.Ve herkes maskeliydi.Maskeleri takmış olmalarına rağmen bazı annelerde ki tedirginlik gözlerinden okunuyordu.Kızımın salıncak keyfinden sonra çok fazla kalmadık.Hepimizde biraz tedirginlik vardı elbette.Ama elbette geçecek. Bu günlerin tadını doya doya çıkardığımız zamanlar yakındır.

SICAK HAVALAR VE BEBEKLERİMİZ

Bu günlerde havalar gerçekten çok sıcak.Ama bir gerçek de var ki bu güzel havaları çok bekledik çok da özledik.Bizimle birlikte bebeklerimiz de sıcak havalarda evimizde çoğu zaman bunalabiliyoruz.
Özellikle havanın nemi onları uyutmamaya başladı.Kızımın gün içerisinde mutlaka uyuması gereken dönemlerdeyiz.Öncelerde sık sık uyuyan kızım şimdilerde çok zor uyuyor.Uyuttuktan bir yarım saat sonra terlemiş bir vaziyette uyanıyor.Saçları ıslak ıslak oluveriyor.Terledikçe vücudunda ki su seviyesi de azalıyor.
Sürekli hareket halinde oldukları için hem sıcak , hem yorgunluk ikisi bir arada biz anneleri daha çok kontrol etmeye sürüklüyor.Bir bakmışız peşinde her yere gidivermişiz.
Kızım terlemesin diye sürekli vücut sıcaklığını kontrol ediyorum.Üzerine ona uygun bir şeyler giydirmeye çalışıyorum.Ama o küçücük bedenleri dayanamıyor.Uykusuz kalmasının yanı sıra yorgun da düşüyor.
Sıcak havalar kızıma bol bol su içirmeye de başladı.Su bir insan vücudu için çok önemli.Bende mümkün olduğunca sık sık su içiriyorum.Zaten benim küçük kızım susadığında kendisi de isteyebiliyor. 🙂

YEMEĞİNİ KENDİSİ YİYECEKMİŞ

Kızımın her gün değişen halleri beni bugün de şaşırtmadı.Küçük kızım şu sıralar elinden kaşığını bırakmak istemiyordu.Her ne kadar ben oynamak için aldığını düşünsem de aslında durum öyle değilmiş.
Benim küçük kızım yemeğini kendisi yemek için önce kaşığını istiyor.Sonra soframızdakilerden mama sandalyesine bırakmamızı istiyor.İlklerde sadece kaşıkla oynuyordu fakat bizi izleyip yemek yiyormuş gibi hareketler yapmaya başladı.Bugünlerde ekmeği de dahil olmak üzere her şeyi kendisi yemek istiyor.
Ben elimde tabakla yaklaştığımda önce duruyor sonra ‘mama mama ’ demeye başlıyor.Yemeğin kendisi için olduğunu çok rahatlıkla anlayıp tepki veriyor.Mutlu oluyor. 🙂
Kızım sürekli bir şeyler yemek istiyor.Fakat çok az yiyor.Sık sık yemek saatlerimiz oluyor.Çünkü tam anlamıyla doyduğunu anlamadan yemeği bırakıyor oyuna dönüyor.Bu benim hiç hoşuma gitmiyor. Bu davranışı uzun sürmesin diye dualar ediyorum.Çünkü bütün gün ne kadar yedirmem gerekirdi diye endişe duymaya başladım.
Elinde bir şeyler olduğunda yemek yemek daha cazip geliyor olacak ki her şeyi eline almaya çalışıyor.Benim küçük kızım büyümüş de kendi yemeğini kendisi yemek istiyor. 🙂

BEBEĞİM OYUN OYNASIN BENDE ONU İZLEYEYİM

Kızımın oyun oynarken ki hallerini çok seviyorum.Aslında her halini seviyorum. 🙂
Oyuncaklarıyla olan samimiyeti mutluluk verici.Önce eline alıp itina ile incelemesi sonra dokunup ne olduğunu anlamaya çalışması çok keyifli.
Kızım gerçekten çok meraklı bebek.Bulunduğumuz ortamda herhangi bir ses duyduğunda anında başını çevirip ne olup bittiğini anlamaya çalışıyor.Sonra tekrar bir oyuncak ile güzel bir bağ kurup kendi kendine sakinleşiyor.Oyuncaklarıyla oynaması için mutlaka birinin başında beklemesi gerekmiyor.Ayrıca oyuncağının ne olduğunun hiç önemi olmaksızın onlarla vakit geçiriyor.
Bu esnalarda sakince onu izliyorum.Mesela ellerini kullanışı dikkatimi çekiyor.Bütün parmak aralarını doldurup her oyuncağını yanında gezdirmek istiyor.Sanırım onlarla ayrı bir bağ kurduğundandır.Kızımın bu hallerini sevgi dolu bir bebek olacağına müjde olsun diliyorum.Oyuncaklarını kırmak istemesini düşünmek istemiyorum.
Sonrasında bir ara kendi kendine küçük küçük melodiler söylediğini duyuyorum.Müzik ile arası çok iyidir. 🙂
İncecik sesi beni kendine çekiyor. Öylece izliyorum. Belki de elindekiler ile tatlı tatlı konuşuyor.Sanırım ailecek sohbet seviyoruz.
Bazen mimikleri de anında değişebiliyor.Bir oyuncağının uzakta olduğunu fark edince hızla ona doğru koşarak yanına gidiveriyor.Kızımın panik halleri de ayrı bir keyifli.Ben bebeğimi izlemeyi seviyorum.Bazen telaşlı bazen ürkek bazen de sevgi dolu halleri var.Her biri büyüdüğüne işaret.Onu oyun oynarken yani bir nevi büyürken izlemeyi seviyorum.

SANCILAR AĞIR BASINCA UYKULAR YİNE BÖLÜNÜYOR

Kızımın dişleri çıkmaya devam ederken sancıları gün geçtikçe çoğalıyor.Gece bir anda uyanmalar başladı.Bir çığlıkla uyanıyoruz.Daha sonrasında tekrar uyumak zorlaşıyor.
Bu sıralar belirli bir süre kucağımda uyutuyorum.Biraz bekledikten sonra yatağına bırakıyorum.İster istemez yorgunluk iki katına çıkıyor.Hem bıraktığımda hemen uyuma durumu pek de mümkün olmuyor.Beşiğine bıraktığım an uyanıp ellerini uzatıyor.Yine kucağıma alıp onun uyumasını bekliyorum.
Öncelerde kokumda uyuması çok hoşuma giderdi.Daha mini mini halleri varken.
Diş çıkarma döneminin henüz ortasında bile değiliz.Biteceği güne kadar böyle devam edeceğini düşünüyorum.Elbette böyle olmamasını da diliyorum.
Diş çıkarırken önce ufacık bir beyazlık beliriyor.Buna dişi patlamış diyorlar.Daha sonrasında yavaş yavaş devamı çıkıyor.
Bu ağrılar hiç yakışmıyor minicik bedenlerine , ama küçücük dişleri pek de yakışıyor yüzlerine …

ÖĞRENMEYE ÇALIŞIRKEN SINIR TANIMIYORLAR

Kızıma bir gün içerisinde ne kadar çok ‘Yapma ’ dediğimi hatırlamıyorum.Ama çok fazla kullandığım çok doğru.Bu kadar çok kullanmama rağmen her gün aynı durumlar tekrar tekrar yaşanıyor.
Kızım ben söyledikçe her şeyin daha çok üstüne gidiyor .Olmaması gerektiğini biliyor ama kabul etmiyor.Israr ile devam ediyor.Öncelerde çok çabuk kandırdığım kızım şu sıralar daha çok kandırıyor beni.
Mutfağımda ulaşabildiği her şeyin elinin altında olmasından büyük keyif alıyor.İlklerde sadece plastiklere gücü yetiyordu.Şuan tava , tencere ne olursa yerlerde gezdiriyor.Bir süre sonra onlardan da sıkılıp başka bir odayı dağıtmaya geçiyor.
Bir süre sonra pes etmek vardır ya ben bazen pes ediyorum.İsyan etmiyorum ama bol bol sabır çekiyorum 🙂
Bazen gerçekten kendisine zarar verebilme ihtimali olursa diye çok endişeleniyorum.Korkmadan her şeye atlaması , çekmece , sandalye , dolap her ne olursa olsun saldırması beni korkutuyor.Gözlerim sürekli kızımın üzerine oluyor.
Çok yaramaz bir kızım olduğundan artık yaptıklarına şaşırmamaya başladım.Çünkü benim küçük kızım sürekli bir dağınıklık haliyle yaşıyor.Bundan büyük keyif alıyor.Her ne kadar evim eskisi gibi olmasa da hiç önemli değil.Kızım kendini çok çabuk affettiriyor.Bir tebessüm bir bakış beni benden alıyor … 🙂